Tasvirin Anlattığı Tarihin Yazdığı: Selçuklu Kadını Çalışmalarında Görselin Belge Değeri

Yer: Üsküdar Yerleşkesi Konferans Salonu 
Tarih: 12 Aralık 2019 Perşembe 
Saat: 13:30

Söz uçar yazı kalır. Peki uçup gitmemiş, bizlere tarihten miras kalmış yazılı belgeler geçmişi nasıl aktarır? Tarih araştırmaları bağlamında, günümüzde yazının itibarı sarsılmış durumda. Uzun yıllar birinci ya da ikinci el tarihi kaynaklar  en  güvenilir tek kaynak olarak kabul edildi. Oysa günümüzde kalemi tutanların  “insan” olduğu gerçeğinden hareket edilmektedir. Bir kişi, değerli bir metin kaleme aldığı için muteber olabilir ama ne kendisi, ne yazdığı eser ilahi bir statüde değildir. Bir insanın objektif olabilme sınırlarını ait olduğu  kültürü, mensup olduğu dini ve psikolojik geçmişi belirler. Bu  eskiden de böyle idi. Günümüzde de böyle. Gelecekte de böyle olacak. Arşiv kayıtları, kronikler,  seyahatnameler ve dönem  tarihçeleri  yazan birinden insan olma doğası dışına çıkmasını beklemek doğru değildir.  Kalem sahibinin de  hayelleri, beklentileri, hırsları, endişeleri, korkuları, düşmanları ve  dostları vardı. Bugün kabul gören anlayış, psikolojik ve sosyolojik sebeplerle  dönem tarihine not düşenlerin, yazdıklarında kendilerine göre kurguladıkları yerler olduğudur. Elbette yazılı  tarihi kaynakları tümden yok saymak doğru  değildir. Ancak sanat ve mimari eserler, ait oldukları dönemler ile ilgili daha objektif veriler sunmaktadır. Çağdaş tarihçilikte görsel kaynakların yok sayılarak sadece yazılı kaynakların kullandığı anlayış artık   kabul görmüyor. Bu noktada çağdaş tarihçiden beklenen, yazılı kaynaklar ile görsel kaynakların bir arada kullanmasıdır. Peki görsel kaynaklar ile yazılı kaynaklar birbirlerini tamamlayan bilgiler sunmadıklarında yani  çeliştiklerinde  ne olacak? Gittikçe hakim olan görüş, tercihin görsel kaynaklardan yana olmasıdır.  Bu konferansta,  Selçuklu kadınları  örneğinden hareketle seramik-çini eserlerdeki tasviler, rölyef ve alçı heykeller ve kitap resim sanatı gibi   görsellerin kültür tarihi yazımında  kaynak olarak kullanımı üzerinde durulacaktır. Görsel kaynaklar ile yazılı kaynakların eşleşen anlatımlarından örnekler verildikten sonra Ortaçağ tarihçilerinin kimi zaman ne kadar subjektif olabildikleri değerlendirmeye alınacaktır.  Örneğin, Selçuklu ile çağdaş Kutadgu Bilig gibi Türk kültür tarihinin önemli ve değerli kaynağında  “kadının konumu” ile ilgili  oldukça kişisel değerlendirmeler bulunabilmektedir. Konferansta kaynaklarda yazılan bu tür subjektif nitelendirmelerin  genel  kabul sayılıp sayılamayacağı  da görsel belgeler eşliğinde  tartışmaya açılacaktır.