
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslam Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSM) tarafından dört bölüm olarak planlanan “Bir İslam Sanat Düşüncesinden Söz Edilebilir mi?” çalıştayının ilkinde konu felsefi açıdan değerlendirildi.
İslam Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 24 Kasım'da Zoom ve eş zamanlı olarak YouTube’da düzenlediği “Bir İslam Sanat Düşüncesinden Söz Edilebilir mi?” çalıştayında İslam sanat düşüncesi teorik ve kurumsal problemler, çözüm önerileri çerçevesinde ele alındı.
“Sanat eseri beden üzerinden insana dokunur”
Doç. Dr. Zeynep Gemuhluoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı çalıştayda Prof. Dr. Burhanettin Tatar, “Klasik İslam Sanatlarında Beden ve Dünya Sorunu” başlıklı bildirisini sundu. İşaret, temsil, boşluk gibi kavramları irdeleyen Tatar, sanat eserinin göz, kulak ve beden üzerinden insana dokunan bir icra ve sanat eserinin bir nazar, bakış olduğu hususuna dikkati çekti. Tatar, “Her bir sanat eseri bir berzahtır ve liminal mekân inşa eder” diyerek klasik İslam sanatlarını anlayabilmek için “yeni terminoloji, ontoloji ve fenomenolojik analizlere” ihtiyacımız olduğunun altını çizdi.
Klasik İslam sanatlarını mistik düzlemde ele alan görüşler nedeniyle sanat eserlerinin varoluş gayesinin ıskalandığına işaret eden Tatar, mistik duygulardan çok daha önce İslam sanatlarının beden üzerinde bir eylem aracı olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:
“Sanat eserlerinin bedeni vardır. Sanat eserine baktığımızda ilk tecrübe ettiğimiz şey bize kendisini göstermesidir. Sanat eseri bize yönelen, bize bakan, bize dokunabilen bir şeydir. Bu anlamda bir sanat eseriyle karşılaştığımızda kendi bedenimizi de yeniden tecrübe ederiz.”
“Kavramlar üzerine düşünmek gerekli”
“İslam Sanatı ve Geleneksel Sanatlar Tabirleri Üzerine Bazı Eleştirel Düşünceler” başlıklı bildirisinde mukayeseli bir bakış ortaya koyan Dr. İrvin Cemil Schick, bildiride sözü edilen terimlerin Batı ve yerli kökenli olmasına dikkati çekti. Bu terimlerinin her ikisinin de sakıncalı yanlarının olduğunu ifade eden Schick, “İslam sanatı tabirini Batı’da kavramsallaştırıldığı haliyle düşünmeden benimsemek bir Mushaf-ı Şerif ile bir kapı tokmağını aynı kefeye koymak sonucunu getirir. Geleneksel sanat kavramını düşünmeden benimsemek ise sanatın gelişmesini önler, onu ruhsuz bir taklitçiliğe indirir.” dedi.
Bu sakıncaları bertaraf etmek için söz konusu terimlerin “nasıl, nerede ve ne şartlarda sınırlamalarla” kullanılması gerektiğini düşünmenin önemli olduğunu belirten Schick, “İslam sanatını İslam sanatı yapan nedir? Her güzel nesne İslam sanatı mıdır? Bu sanatları sadece Müslümanlar mı yapmalıdır?” gibi sorularla meselenin tartışılmasına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.
Dört bölüm olarak planlanan “Bir İslam Sanat Düşüncesinden Söz Edilebilir mi?” çalıştayı, sanat tarihi, geleneksel Türk sanatları ve değerlendirme oturumlarıyla devam edecek.
Çalıştayın tamamına İslam Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi YouTube kanalından ulaşılabilirsiniz.
İzlemek için tıklayınız.